sabitkamera.me

radyodinlemekicinbir.site'nin yaratıcısı, radyo programcısı, müzik sevicisi, bisiklet binicisi.

Destek olmak istersen…

radyodinlemekicinbir.site benim beklediğimden çok daha farklı bir noktaya, yeri doldurulamaz kaliteli içeriklerin oluşturulmaya başladığı bir yer haline geldi. Bütün bu projenin benim kişisel imkanlarıma bağlı olması ve imkanım olmadığı durumda sekteye uğrayacak olması beni rahatsız etmeye başladı. Bu yüzden belki boşa bir çaba ile bir Patreon hesabı açarak radyodinlemekicinbir.site‘yi sürdürülebilir hale getirebileceğimi düşündüm.

İncelemek ya da destek olmak için buraya tıklayıp Patreon sayfama ulaşabilirsiniz.

Dizilerden Şarkılar: House M.D.

-Bu yazıyı 4 Ağustos 2017'de Kıyı için yazmıştım.-

Yazıyı Kıyı Müzik'te okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Kıyı ve Evrim ile tanışalı sanırım 4 sene oldu. Bu 4 senede -şurada sitedeki yenilikleri anlattığım yazıyı saymazsak- Kıyı için "kod" dışında hiçbir şey yazmamış olduğumu, az önce, sitede gezinirken fark ettim. Bu, muhtemelen Kıyı Müzik takipçileri için iyi bir şey (birazdan anlayacaksınız nedenini) ama iç sesim "neden yapmadın, daha önce yapmış olmalıydın" diyor.  Indie müzik ile pek ilgilenmediğim için bir şeyler yazabileceğim/yazmayı becerebileceğim (beceremediğimi bu satıra kadar okuyan herkes anlamıştır) bir kategori aradım ve "Dizilerden Şarkılar" bana en uygunu sanırım. Bu içeriği de güneşin yeni yeni göğe yükseldiği saatlerde, Evrim'e Kıyı'ya bir şey yazmak istediğimi söylemeden ve onun fikrini sormadan yazmaya başladım. Yayınlarsa, bu işkenceyi size ulaştıran kişi Evrim Cantimur'dur.

"Yeter artık, ne kafa ütüledin!" diyerek kulaklarımı çınlatacağınızın farkındayım. Yazı yazmayı beceremem zaten. Ama artık beceremediğimin kanıtını yazmaya başlama vakti geldi. Bu yazı "Dizilerden Şarkılar" kategorisindeki diğer yazılardan daha kötü ve rahatsız edici biçimde farklı olabilir.

* Kafa ütülediğim bölümü atlayıp direkt içeriği okumak isterseniz buradan sonrasını okuyabilirsiniz. *  

"House M.D." ya da "Doktor House", 2004 yılında başlayıp 8 sezon-176 bölüm süren bir medikal drama. New Jersey'de Princeton-Plainsboro Eğitim Hastanesi'nde geçen dizide Hugh Laurie'nin canlandırdığı "House" karakteri ve ayırıcı tanı departmanı ekibinin inceledikleri vakalarla bölüm bölüm ilerleyen, her Amerikan işinde olduğu gibi bol miktarda tekrar ve klişe içeren bir dizi. Evet, böyle söyleyince kulağa kötü geliyor, farkındayım ancak "House M.D." benim gibi; kesin yargılara bayılan, bencil, başına buyruk kişiler ve rock-blues dinleyicileri için biçilmiş kaftan. Laurie'nin canlandırdığı House karakteri; bencil, egoist, "ahlaki" değerlere pek önem vermeyen, her zaman kendi bildiğini okuyan ve bulmacalara tapan bir dahi. Ve aynı zamanda iyi bir müzisyen. (Gerçek hayatta Hugh Laurie de iyi bir müzisyen.)

House, aslında hepimizin gerçek hayatta çoğu zaman yapmak istediği bazı çıkışları, bencillikleri, "patavatsızlıkları", "aşırılıkları" gönül rahatlığıyla yapan bir adam. Bu yüzden de dizi izleyicileri kendisine bayılıyorlar. Hangimiz yere çöp atan birinin ağzına attığı çöpü sokmak istemedik ki? (Tek manyak ben değilimdir umarım.) House bunun gibi şeyleri yapabiliyor ancak biz yapamıyoruz. Neden? Tabii ki her şey Gregory House'un eşi benzeri olmayan, türünün tek örneği bir doktor olması ile ilgili. Onun insanlara ihtiyacı yok (!) ancak insanların ona ihtiyacı var.

Dizide geçen olaylar, tıbbi bulmacalar ve oyunculara hiç girmeyerek asıl konuya girmek istiyorum.(Bunu on bin satır yazmadan önce yazsaydım mantıklı olabilirdi.) Ölmeden önce yapmak istediğim birkaç işten biri, bir televizyon dizisinin ya da filmin müzik süpervizörlüğü. Bu yazı için House M.D.'yi seçtim, çünkü ben yapsam ancak bu kadar iyi yapardım. : ) Dizi içinde ve özellikle final sahnesinde House M.D. kadar iyi seçim yapan sadece bir iki dizi biliyorum. (Bu yazıyı okuyanlar yıpranma tazminatı için dava açmazlarsa belki onları da yazarım, hatta asıl alanım olan sinemadan "Şarkılardan Filmler" de yazabilirim.)

Dizi, müzik ile o kadar içli dışlı ki, House M.D.'de 176 bölümden 200 adet parça seçebilirim bu yazı için ama ben sadece birkaç kaçına yer verebileceğim. Müzik ile sahne ve bölüm uyumu alanında en iyilerden. Özellikle kapanış sahnesi müzikleri. Yani dizinin en iyi parçaları bu yazıda yer almayacak, tamamen kişisel seçimler. Sonra "Aaa House'dan şu olmadan olur mu?!" demeyin. (Size gül bahçesi vadetmedim.)

"House M.D.", henüz jenerikte, Massive Attack'in "Teardrop" parçasının vokallerden arındırılmış versiyonu ile sizi kendine çekiyor. (Kuzey Amerika dağıtımı. Singapur ve Avrupa'da farklı jenerikler var.)

Dizinin belki de en önemli şarkılarından biri, The Rolling Stones klasiği "You Can't Always Get What You Want". Bu cümleyi dizide defalarca duymanız mümkün. Gregory House'un karakteri ile de birebir bağlantılı. 1. sezonun ilk ve son bölümlerinde ve üçüncü sezonda yer aldı.

Parçanın bir de Amerikan dizi oyuncularının yardım amaçlı kurduğu grup "Band From TV" coverı var. Hugh Laurie de grupta. (Band From TV ?)

Dizide yine sahne ile beraber şarkıya geçeceğimizi sandığımız bir anda maalesef müzik ve Greg House'un eğlencesi bölünüyor. The Who - Baba O' Riley.

Ve Greg House,  Wilson'ın hediye ettiği kilise orgunu deniyor.

0:44 Toccata and Fuge d minor (Bach), 1:04 Improvisation on The Phantom of the Opera Main Theme (Webber), 1:26 A Whiter Shade of Pale (Procol Harum) (Youtube yorumundan)

Greg House, virtüöz hastasını teste tabii tutuyor.

Çalınan parçalar:

Bir Youtube kullanıcısı, Hugh Laurie'nin dizide bir şeyler çaldığı sahnelerin bir çoğunu "Dr. Virtuoso" adıyla tek bir videoya toplamış.

176 bölümlük diziden birçok şarkıyı ve birçok sahneyi ilişkilendirebilirim, hatta replikleri de müzik ile ilişkilendirebilirim ve hatta House'un ayırıcı tanı departmanının müzisyen vakalarını da... 8 sezonda 700'den fazla parçaya yer verilmiş. Ama yolun sonuna geldik. Dizide çalan -hatırladığım- parçalardan kişisel favorilerimi sizler için bir Spotify listesine toplayıp bu yazının sonunu keyifli bağlayayım.

Şu parça (cover) Spotify'da yer almıyor ama mutlaka burada olmalı:

Spotify listesinde bir sıralama yapmaya çalıştım. Umarım hoşunuza gider. (Belki yazı yazmayı beceremiyorum ama liste hazırlama konusunda mütevazi davranamayacağım.)

Dizide çalınmış -neredeyse- tüm parçaları ve parçaların hangi bölümlerde çalındıklarını görmek isterseniz şuraya ve şuraya bakabilirsiniz.

“60 Dakika: Brian May” ve Gitaristler Üzerine Kısa Bir Karalama

-Bu yazıyı 20 Temmuz 2017 tarihinde radyodinlemekicinbir.site'de Brian May için "60 Dakika" programı hazırladığımda yazmıştım.-

Yazıyı radyodinlemekicinbir.site'de okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Brian Harold May. Ya da belki de kendisine Dr. May demeliyim...

Uzun zamandır bir '60 Dakika' hazırlamamıştım. Zaten bu süreçte liste hazırlayabileceğim tek isim Ringo Starr'dı ancak yoğunluğumdan dolayı bu fırsatı da kaçırmış oldum. Brian May'in doğum gününde kendisini '60 Dakika'ya sığdırmaya çalıştım ancak tabii ki başarılı olamadım. Listeyi nasıl hazırladığıma gelmeden önce -neden bilmem ama- biraz Brian May hakkında yazma isteği oluştu içimde.

Rock müzik tarihinde onlarca iyi gitarist var. Hatta bunların bir bölümü 'virtüözite' seviyesinde gitar çalıyor(du). Bu cümleden sonra yazacaklarımı haddim olmadığını bilerek yazdığımı belirtmek isterim. Peki, en iyi gitaristler hangileridir? En hızlı çalan mı? Bu sorunun cevabı bana göre kesinlikle hayır. Müzik teorisi en iyi olan mı? Belki de... Tabii bunu parçalara yansıtmak kaydıyla. Benim için bu "en iyiler" kategorisinde tek bir kriter var. Birazdan geleceğim oraya ama önce bir yolunu yapayım, kendimce tezimi rasyonelleştireyim.

Birçok müzik sever için rock müzik odyovizüeldir. Yani ne demek mi istiyorum? Hani konser performansları anlatılır, şöyle çalıyordu, böyle yaptı, sahnede devleşti, sahnenin ayak basılmadık yeri kalmadı, topluluğu büyüledi vesaire... Burada devreye görüntü girer. Yani müzik bir anda işitsel bir sanat olmaktan çıkıp görsel-işitsel (odyovizüel) bir şey haline gelir. Ha bir de bunun sadece görsel olan versiyonu var. (bkz.) Neyse, konuyu saptırmayayım. (Herkesin hayatına kimse karışamaz.) Benim için müzik, stüdyodan ses sistemine bir sanattır. Yani kayıtta neyse odur. Konserde ne yaptığı, nasıl çaldığı umrumda değildir. Konser videosu izlemek yerine konser albümü dinlemeyi tercih ederim. (Nasıl kafa ütüledim ama.)

Gelelim en iyi gitaristler konusuna. Benim için tek bir kriter var demiştim. Bir gitaristin kaydını birkaç dakika dinleyip "Bu kesin bilmem kimdir" ya da "Bu tamamen şunun tarzı" dedirtebilen gitaristler en iyi gitaristlerdir. Hani bir solo vardır ve solonun sahibi gitaristten başka kim çalarsa çalsın bir türlü olmaz ya, işte o solonun sahibi en iyi gitaristlerdendir. Aklıma bir çırpıda gelen birkaç isim var. David Gilmour, Steve Vai, Duane Allman, Eric Clapton, Jimi Hendrix, Eddie Van Halen, SRV, Jimmy Page, Jeff Beck, Rory Gallagher, BB. King, Mark Knopfler, Pete Townshend, Ritchie Blackmore ve hatta, beğenin ya da beğenmeyin, Slash... Bunlar dışında şu an aklıma gelmeyen en fazla 5-10 gitarist vardır. (Muhtemelen sayı onu bulmaz.) Bu isimlerin attığı bir soloyu, dokunuşu her nerede işitirseniz işitin anlarsınız. Bunlar dışındaki gitaristler en fazla iyi icracıdır. Çok notaya basmak, çok hızlı çalmak, efektlerle harikalar yaratmak vs. iyi gitaristlik değildir. Şarkının istediğinden fazla basılan her nota gereksizdir. Bir nevi anlatıma faydası olmayan her kelimenin gereksiz ve sıkıcı olduğu gibi. Örneğin, ben iyi bir metin yazarı değilim ve bu yazıda o "gereksiz" kelimelerden çokça mevcut.

Asıl konumuza dönelim, Brian May'e. Brian May, -nedendir bilinmez- en iyi gitaristler sayılırken en geç akla gelenlerden biridir. Ki bana kalırsa en iyi 3-5 gitaristten biridir. Sololarıyla, besteciliğiyle, yaşlı leydisi Red Special'ıyla, pena yerine kullandığı altı penisi ile... (sixpence)

'60 Dakika' listesini hazırlarken başarısız olduğumu söylemiştim. Çünkü May'in gitarist yönüne mi, besteci ve söz yazarı yönüne mi odaklansam bilemedim. Hepsinden biraz yapmaya çalışınca da olmadı. Bu sebeple Spotify listesine radyoda çalmadığım 60 dakikalık şarkı daha ekledim. 2 saatlik listede derdimi biraz anlatabildim sanırım.

Umarım keyifle dinlersiniz.

*Listedeki ilk 14 parça (Dead On Time'a kadar) radyoda çaldığım sırasıyla. 

 

Andaç